Duyusal Yeme Bozukluğu (ARFID) Nedir?
Duyusal yeme bozuklukları, besinin tadından ziyade; görünüşü, kokusu, dokusu, sıcaklığı ve ağızda dağılma biçimine (pütürlü, lapa, sert vb.) karşı sinir sisteminin aşırı tepki vermesiyle oluşur. Çocuk bu besinleri yemek bir yana dursun, masada görmeye bile tahammül edemeyebilir.
Duyusal Hassasiyet Nasıl Belli Olur?
Eğer sorun davranışsal değil de duyusal (sensori) işleme bozukluğu kaynaklıysa, aşağıdaki temel sinyaller gözlemlenir:
- Pütürlü Gıda Reddi: Sürekli blenderdan geçirilmiş, tamamen pürüzsüz mamaları/çorbaları tüketme zorunluluğu.
- Aşırı Öğürme Refleksi: Yemek kokusu aldığında, yemeği gördüğünde veya minik bir pütür diline değdiğinde şiddetli öğürme/kusma.
- Kıvam Takıntısı: Sadece kıtır yiyecekler (kraker, cips) yiyenler veya tam tersi sadece sıvı/lapa yiyenler.
- Dokunma Hassasiyeti: Eliyle yemeğe dokunmaktan, kirlenmekten iğrenme ve anında silinme ihtiyacı.
Duyu Bütünleme ve Yeme Terapisi
Duyusal temelli yeme problemlerinin çözümü, masada kaşığı ağza zorla götürmekle olmaz. Duyuzen’de, öncelikle ağız içi (oral-motor) duyusal haritalandırmayı dengeliyoruz. Dokunsal hassasiyeti olan bir çocuğun sadece ağzını değil, ellerini ve vücudunun diğer bölgelerini de oyunlar eşliğinde duyarsızlaştırıyoruz.
Kısacası; çocuğun yemeği önce beyninde kabul etmesi için derin duyu (proprioseptif) ve dokunma (taktil) sistemlerini entegre çalıştırarak çiğneme/yutma fonksiyonlarını konforlu hale getiriyoruz.